ReferenceError: Can't find variable: globalThis https://www.googletagmanager.com/gtag/js?id=G-GERVYKNYYN:146 ReferenceError: Can't find variable: globalThis https://www.googletagmanager.com/gtag/js?id=AW-16645831730&_=1732170632521:123 İstanbul Üniversitesi| Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarımı Bölümü

Projeler

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ YENİKAPI BATIKLARI PROJESİ

İstanbul’un Yenikapı semtinde 2004 yılından itibaren İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından sürdürülen arkeoloji kazıları, Bizans döneminin en büyük limanlarından biri olan Theodosius Limanı’nı gün ışığına çıkardı (Res. 1) .

 

Res. 1-2 

Asya ve Avrupa’yı tarihte ilk kez İstanbul Boğazı’nın altından geçecek bir demiryolu hattı ile birleştirecek olan Marmaray Demiryolu projesi ile şehir içi ulaşımı sağlayacak olan Metro hatlarının Yenikapı bölgesindeki en büyük aktarma istasyonu projesi, son yılların Akdeniz’deki en büyük liman arkeolojisi kazısına dönüştü.

Toplam 58.000 metrekarelik alan üzerinde sürdürülen kazılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden, Marmara Denizinin göl konumunda olduğu Neolitik Çağa kadar değişik stratigrafik tabakalarının bulunduğu, yaklaşık 12 metre kalınlığındaki dolgu içinde gerçekleştirildi (Res. 2). Derin doldu içinde sürdürülen kazılar sırasında sayıları yüz binlerle ifade edilen organik-inorganik eserlere ve mimari kalıntılara ulaşıldı. Buluntu topluluğu arasında yer alan ve 5 ile 10. yüzyıllar arasındaki zaman dilimine tarihlenen 36 adet batık gemi kalıntısı ise Erken ve Orta Bizans Dönemi’ne tarihlenen en büyük toplu gemi buluntusu olmasının yanı sıra, oldukça iyi korunmuş halde günümüze ulaşmaları nedeniyle de önem taşımaktadır. Bizans Dönemi’ne ait Galea’ların buluntu topluluğu içinde yer alması ise donanmada kullanılmış kürekli kadırgalara ait ilk arkeolojik örneklerin ele geçmiş olmasından dolayı ayrıca değer taşımaktadır. 

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, batıklar üzerindeki bilimsel çalışmaların sürdürülmesi konusunda, İstanbul Üniversitesi (toplam 27 batık) ve Sualtı Arkeoloji Enstitüsü (INA, toplam 8 batık)  ile ortak bir proje yürütmüştür. İstanbul Üniversitesi adına proje direktörlüğünü üstlenen Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı başkanı Doç. Dr. Ufuk Kocabaş ile İÜ akademisyenleri, tam zamanlı uzmanlar ve İÜ lisans-lisansüstü eğitimi gören öğrencilerden oluşan ekip, 2005 yılından beri batık gemilerin dokümantasyonu, yerinden kaldırılması ve konservasyonu üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir (Res. 3). İstanbul Üniversitesi ekibi yedi yıllık bir arazi çalışmasının ardından üstlendiği batıkların tamamını belgeleyerek araziden kaldırılmıştır. Bizans dönemi gemi tipolojisi, gemi yapım teknolojileri ve bu teknolojinin evrimine ilişkin eşsiz bilgiler sunan batıklar bu alanda çalışan bilim adamları için son zamanların kuşkusuz en önemli projesi olarak kabul edilmektedir.

   Res. 3

Batıklarda Kazı Çalışmaları

2004 yılı sonlarında başlayan Yenikapı Kurtarma Kazılarında ilk batığın 2005 yılında bulunmasının ardından 2013 yılına kadar geçen süre içinde toplam 36 adet batığa ulaşılmıştır. İstanbul Üniversitesi ekibinin alandaki batık kazı ve kaldırma çalışmaları 2006-2012 yılları arasında devam etmiştir. Bu süre zarfında projesi üstlenilen toplam 27 batık, her türlü belgeleme çalışması gerçekleştirilerek, özel yöntemlerle araziden kaldırılmıştır. Batıklar üzerindeki bilimsel çalışmalar İÜ Yenikapı Batıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde devam etmektedir (Res. 4).  

  

 

 

 Res. 4-5 





Belgeleme

İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından kazısı yapılarak tarafımıza teslim edilen batıklar bir çadır sistemi ile koruma altına alınarak gemilerin ıslak kalmasını sağlayacak sprey sulama sistemi ile donatılmıştır. Çalışma için uygun koşulların oluşturulmasıyla birlikte batıkların detaylı temizlik ve belgeleme aşamalarına geçilmiştir. Tüm bu aşamalarda bozulma durumları yüksek olan gemi ahşaplarına fiziksel temastan kaçınılmış, bu amaçla batık üzerine köprü ve iskele sistemleri kurularak çalışmalar sürdürülmüştür. Etiketleme batıkların omurgalarından başlayan, dizilim sekansına göre gerçekleştirilmiştir (Res. 5). In situ çizimler jeodezik cihazların yardımıyla (Total Station) geliştirdiğimiz bir sistematik dâhilinde 3 boyutlu olarak gerçekleştirilmiştir (Res. 6). Bu yönteme ek olarak gemilerin gövde kısımlarını oluşturan kaplamalar, şeffaf asetat üzerine 1:1 ölçeğinde çizilerek detaylı olarak belgelenmiştir. Batıklarla ilgili çalışmaların her aşaması dijital fotoğraf ve foto-mozaik çalışmaları ile belgelenmiştir.  Arazide kaldırma işlemine geçilmeden önce tüm görsel notlar ekip üyesi ve İÜ öğretim üyesi Işıl Özsait-Kocabaş tarafından geliştirilen standart formlara kaydedilerek katalog haline getirilmiştir (Res. 7).    

  

  

 Res. 6-7





 Batık Elemanlarının Yerinden Kaldırılması

Arazide belgeleme işlemlerinin tamamlanmasının ardından, gemileri oluşturan ahşap elemanların araziden kaldırılması prosedürü uygulanmıştır. Birleştirme detayı gözükmeyen parçaların ayrılması ile gemilerin yapım tekniklerinin ve konstrüksiyon detaylarının belirlenmesi, ayrıca konservasyon sırasında parçaların tümüne sağlamlaştırma ve koruma maddelerinin emdirebilmesi amacıyla batık elemanlarının demonte edilmesine karar verilmiştir. Çalışmalarımızda genelde ilk olarak iç kaplamaları, ardından gemilerin iskeletini oluşturan ve “eğri” olarak isimlendirilen gemi elemanları demonte edilmiştir. Bunun için demontaj aşamasının başlangıcında ayrılacak parçanın fiziksel birlikteliğini sağlayan bağlantı elemanlarının hassas yöntemlerle sökülmesi gerçekleştirilmiştir. Kaplama tahtaları ise geminin dış tarafından, daha önce hazırlanan ”L” profilli ahşap taşıyıcılar, negatif ahşap kalıplar, ahşap aşırı kırılgan durumda ise epoksi kalıp yöntemleriyle kaldırılmıştır (Res. 8). Ekibimiz tarafından geliştirilen söz konusu yöntemler batığın arazideki konumu ve korunma durumu dikkate alınarak tercihen kullanılmaktadır (Res. 9). Kullanılan yöntemlerin ortak amacı ahşap elemanların orijinal açılarının mümkün olduğu kadar korunmasıdır. Uzun sürecek konservasyon prosedüründe ahşap elemanların şekilsel deformasyonunun da önüne geçen taşıyıcı konstrüksiyonlar ayrıca değişik amaçlarla ahşapların nakliyesinde de çok faydalı olmuştur. Demonte edilen ve ölçülerine göre imal edilen kasalar içine yerleştirilen desteklenmiş gemi elemanları, Yenikapı kazı alanı yakınında, toplam 3 bin metrekarelik alanda kurulan İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Araştırma Merkezi’nde inşa edilmiş tanklarda koruma altına alınmıştır.

                              Res. 8

              Res. 9

Kazı Sonrası Belgeleme Çalışmaları

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Yenikapı’da tahsis ettiği 2000 m2

 alanda, çizim ve değerlendirme çalışmalarının sürdürüleceği 300 m2

 büyüklükte bir merkezin inşası gerçekleştirilmiştir. Merkez, ahşap elemanların yıkanması, temizliği ile geçici depolama için bir su havuzunun bulunduğu ıslak alan ve el çizimi, görsel değerlendirmeler, bilgisayar destekli çizim, bilgisayar ortamında bilgi depolama vb. çalışmaların yapılacağı kuru alan olarak iki ana bölüme ayrılmıştır. İn situ pozisyonda birleştirme detayları görülemeyen ahşap gemi elemanları, demonte edildikten sonra rekonstrüksiyon projelerinin hazırlanması amacıyla detaylı olarak belgelenmektedir. Batık elemanlarının her biri ayrı ayrı genel ve makro çekimlerle fotoğraflanmaktadır. Merkezdeki belgeleme çalışmasının en önemli aşaması ise her bir parçanın 3D ölçüm cihazı (FaroArm) ile bilgisayar ortamına aktarılmasıdır. Türkiye’de ilk defa ekibimiz tarafından kullanılan Faro Arm cihazı ile ahşap elemanlar üzerinde gemi yapım tekniklerinin belirlenmesinde referans olabilecek alet izleri, kesit ve plan görünüşleri, ahşap ve metal bağlantı elemanları, ahşap damarları, tahrip olmuş kısımlar cihaz ile farklı renklerde kaydedilerek Rhinoceros programı yardımıyla 3 boyutlu olarak belgelenmektedir. Döneminin teknolojisi, gemi ve teknelerin yapım teknikleri, kullanım süreleri ve daha birçok önemli verinin ipuçlarını taşıyan bu yüzeylerin detaylı incelenmesi ve değerlendirilebilmesi için bire bir çizimlerin yapılması vazgeçilemez bir basamaktır (Res. 10).

                                                 Res. 10

Konservasyon ve Restorasyon Çalışmaları

Lykos deresinin getirdiği sediment dolgusu içinde bulunan Yenikapı Batıkları sualtında kazısı yapılmış pek çok batığa oranla daha iyi korunmuş durumdadır. Ancak suya doymuş durumda olan gemi ahşaplarının konservasyon ve restorasyon uygulamaları yapılmaksızın sergileme ve depolanmaları mümkün değildir. Bin yılı aşkın süredir toprak altında olan gemi ahşapları biyolojik aktiviteden dolayı bozulmaya uğramış ve hücre yapıları zarar görmüştür. Batıkların konservasyon prosedürü gün ışığına çıkarıldıkları andan itibaren başlamaktadır. Kurumadan kaynaklanan çekme, çatlama, kırılmaların engellenmesi ve dış etkilerin minimuma indirilmesi amacıyla batıkların bulunduğu alana geçici olarak koruma çadırları kurulmaktadır. Çadır içine yerleştirilen atomize sulama sistemiyle %100 bağıl nem ortamı yaratılarak belgeleme çalışmaları esnasında ahşapların kuruması engellenmektedir. Araziden kaldırılan batıklar koruma havuzlarına taşınarak tuzdan arındırma prosedürü başlatılmakta ve bakteri mantar önleyici olarak EXOCIDE 1012 kullanılmaktadır. Parçaların bozulma dereceleri ve bozulmaya sebep olan koşullar, maksimum su içeriklerinin ölçümleri, ESEM,  XRF, XRD, ICP-MS analizleri ile belirlenmektedir. Ayrıca, gemi ahşaplarının cins-tür tayinlerinin yapılması gemilerin imal edildiği coğrafyanın belirlenebilmesi, yapım teknolojisinde geminin değişik kısımlarında hangi tür ağaçların kullanıldığının tespiti ve geminin daha sonra geçirdiği tamiratların saptanması açısından oldukça önem taşımaktadır. Bu analizler İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik tarafından gerçekleştirilmektedir. Proje kapsamında toplam 26 adet batığa ait yaklaşık 2.800 örneğin analizi tamamlanmıştır (Res. 11).  

  

 

Res. 11-12-13

 

 

Bu aşamadan sonra kimyasal ve mekanik yöntemlerle ahşaplar üzerindeki demir bileşikleri uzaklaştırılmaktadır. Kimyasal temizlik 5 %’lik di sodium EDTA ve oksalik asit karışımının 4 saatlik tampon uygulamalarıyla gerçekleştirilmektedir. Temizlik, demir lekeleri tamamen yok olana kadar tekrarlanmaktadır (Res. 12-13). 

Ahşap hücrelerine mekanik kuvvet kazandırılması ise içeriklerindeki suyun çeşitli kimyasal maddelerle yer değiştirilmesi ile mümkündür. Yenikapı batıklarına uluslararası standartlara uygun olarak PEG ve Kauramin uygulaması yapılmaktadır. Sentetik reçine türevi olan bu malzemelerin konservasyon tanklarında ahşaplara emdirilmesinden sonra kurutma işlemi gerçekleştirilerek gemi ahşaplarının tekrar bir araya getirilerek sergilenmesi mümkün olacaktır (Res. 14-15). 

Kültür mirasımızın önemli bir halkasını oluşturacak Yenikapı Batıklarının korunması ile ilgili olarak İstanbul Üniversitesi bünyesinde Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı 2008 yılında kurulmuştur. Yenikapı Batıklarının koruma ve onarım çalışmalarının da sürdürüleceği akademik yapılanma içinde Gemi Konservasyon ve Rekonstrüksiyon Laboratuvarı hizmete alınmıştır.  

  

 

 

Res. 14-15

 

Yenikapı Batıklarının Genel Özellikleri

Yenikapı kazılarında ele geçen 36 batık, Bizans Deniz İmparatorluğu’nun deniz ulaşımındaki çeşitliliği gözler önüne sermektedir.  Bizanslı yazarlar gemileri naus, ploion, xylon, holkas, karabion gibi isimlerle tanımlamışlar, fakat ayrıntı vermemişlerdir. Yakın bölgelerle yapılan kıyı denizciliğinde, ağırlıklı olarak erzak sevkiyatı, sandalia, agraria, kondurai ismi verilen küçük yelkenliler; uzak bölgelerle yapılan ticarette strongyla ve pamphyloi adı verilen gemiler; donanmada ise dromones, khelandia, pamphyloi ve ousiaka  adı verilen ince uzun gemiler kullanılmıştır. Zamanın dondurulmuş bir kesitini sunan Theodosius Limanı’nda bulunan gemiler, Antik Çağ ve Orta Çağ gemi yapım teknolojisi ve gelişimi konusunda bilgi dağarcığımıza eşsiz katkılarda bulunmuştur.

Yenikapı Batıkları, eski gemi yapımcılığında geleneksel kaplama-temelli örneklerden, günümüzde de kullanılan iskelet-temelli inşa yöntemine kadar değişik yapım tekniklerini gözler önüne sermektedir. Zıvanalı kaplama birleştirme yöntemlerinin belirlendiği batıklardan, kaplama birleşimlerinde kavelaların kullanıldığı geçiş dönemi özellikleri taşıyan tekne ve kaplama birleşimlerinde herhangi bir elemanın kullanılmadığı iskelet-temelli olabilecek inşa yöntemlerine kadar geniş yelpazede örnekler ele geçmiştir. Aynı dönemlere tarihlenen bazı gemilerin farklı yöntemlerle inşa edilmiş olması ise yerel farklılıkların varlığına ve geçiş sürecinin lineer olarak ilerlemediğine işaret etmektedir. Yenikapı Batıkları ile ilgili bilimsel araştırmaların ilerlemesi kuşkusuz bu sürece ilişkin tartışmalara büyük katkı yaparak, daha önce bilinmeyen pek çok teknik detayı ortaya çıkaracaktır.

Yenikapı kazı alanındaki batıklar üzerinde yapılan ön çalışmalar sonucunda yük gemileri ve kadırgalar inşa özelliklerine göre, zıvana, kavela ve kenar birleştirmesiz olarak üç grupta toplanmaktadır. Zıvanalı batıklar ise kendi içinde pim kilitli olanlar ve pimsiz olanlar şeklinde ikiye ayrılmaktadır. 

Değerlendirme

Yenikapı Batıkları kültürel mirasımızın son yıllardaki en önemli halkalarından biridir. Yapılan çalışmalar uluslararası bilim çevrelerinde ve kamuoyunda büyük ilgi görmekte sonuçları merakla beklenmektedir. Farklı dönemlere tarihlenen batıkların aynı alanda bulunması Akdeniz’de ticaret ve gemi yapım teknolojisinin gelişimini kesintisiz olarak gözler önüne sermektedir. Laboratuvar donanım ve altyapı olanakları geliştirilerek yürütülen konservasyon ve restorasyon uygulamaları ile özellikle daha önceleri ihmal edilmiş organik eserlerin korunması konusunda büyük mesafe kat edilmiştir. Bilimsel sonuçları ve öneminin yanı sıra, çalışmaların tamamlanmasıyla sergilenmeye başlayacak gemilerin yurtdışındaki emsalleri gibi milyonlarca turist ve ziyaretçi çekerek kültür turizmine de önemli katkılar yapacağı kuşkusuzdur.    

Katkı Belirtme

Yenikapı Batıkları üzerinde sürdürdüğümüz çalışmalara desteklerinden ötürü İstanbul Arkeoloji Müzelerine; Müdür Zeynep Kızıltan, Müdür Yardımcısı Rahmi Asal ile Yenikapı Kazı alanı sorumlularına şükranlarımızı sunarız. Çalışmalarımıza yaptıkları katkılardan dolayı DLH İstanbul Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistem Müdürlüğüne, Yüksel İnşaat’a ve Marmaray Bölge Müdürlüğü’ne teşekkür ederiz.

2005 yılından beri Yenikapı Batıkları Projesinde görev alan tüm ekip üyelerimizi ve öğrencilerimizi sevgi ve minnetle anıyoruz (Res. 16). 

Yenikapı Batıkları Projesi İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenmektedir. Proje No: 2294, 3907, 7381 ve 12765.

Çamaltı Burnu I Batığı Çapaları

Ufuk Kocabaş

Marmara Adası’nın kuzeybatı kıyısında, Çamaltı Burnu mevkiindeki MS 13. yüzyıla ait batık geminin kazısı, 1998–2004 yılları arasında Prof. Dr. Nergis Günsenin’in bilimsel başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Türk bilim insanları tarafından yürütülen ilk sualtı arkeoloji kazısı olma unvanını alan çalışmaya konu olan batık, Çamaltı Burnu’nun güneyinde, burun ucundan koya doğru yaklaşık olarak 110 m mesafede, kıyıdan 45 m açıkta, 22–32 metreler arasında yatmaktadır. Çamaltı Burnu I Batığı’nın kalıntılarını; kumluk zemine yayılmış durumda olan amforalar, sayıları otuzun üzerinde olan demir çapalar ve bu iki grup arasında yer alan düz dipli taşıma kapları oluşturur.Projemizin konusunu oluşturan demir çapalar, batık alanı üzerinde ve 

batığın kargosu ile kıyıya paralel 112 m uzunluğunda, Çamaltı Burnu’nun uç kısmına kadar ulaşan bir alana yayılmış olarak tespit edilmiştir. Yapılan ilk incelemelerde, çapaların kabaca hangi formda oldukları saptanabilmiştir.Pozisyon belirlemeleri gerçekleştirilen çapalar plana işlenmiş, in situ çizimleri ile siyah-beyaz ve dia fotoğrafları çekilerek gerekli belgelemeleri yapılmıştır.Çapalar üzerinde sürdürülecek koruma, onarım ve tarihsel inceleme çalışmaları 2003 yılı içinde, bu satırların yazarı tarafından hazırlanan doktora tez projesi dâhilinde ele alınmaya başlanmıştır. Toplam ağırlıkları bir buçuk ton civarında olan çapaların beş adedi batık alanından, otuz iki adedi çapa bölgesinden olmak üzere sualtından çıkartılan demir çapa sayısı otuz yediye ulaşmıştır. Bu çapalardan 13 adedi T (Kapitan Tip D), 18 adedi Y (Kapitan Tip E), 1 adedi yarımay (Kapitan Tip E), 1 adedi tırmık (dört tırnaklı) tiplidir. 4 adedi ise sadece beden parçası olduğundan tipolojisi yapılamamıştır. Ayrıca, sualtı çalışmaları sırasında saptanan ve kontekst ile ilişkisi olmayan 3 adet kurşun çipo da su üzerine çıkartılmıştır. 

Kazı Laboratuarında Depolama, Pasif Koruma ve Paketleme

Eserlerin yüzey temizlikleri, üzerini saran kabuk tabakanın zarar görmemesi için plastik tokmak ve ince uçlu keskilerden faydalanılarak yüzeysel olarak yapılmıştır. Bu işlemler sürerken ani kurumayı engellemek amacıyla kalıntılar ıslak tutulmuştur.

Radyografik İnceleme

Eserlerimizin kabuk altındaki korozyon durumlarının tam olarak saptanabilmesi amacıyla, tahribatsız muayene metotlarından biri olan radyografi yöntemine başvurulmuştur. Radyografi filmlerinin değerlendirilmesi neticesinde,çapaların sayıca az olan bir grubunda, metalin tamamen yok olarak yerini korozyon ürünlerine bıraktığı ya da iyi korunduğu; çoğunluğu oluşturan diğer büyük grupta ise hem boşluk hem de metalik özü olan parçaların bulunduğu anlaşılmıştır. Kalsiyum karbonat, demir oksitler, kum ve deniz kabuklularından oluşan ince kabuk tabakası, replikada çok iyi bir şekilde değerlendirilerek, gerekli yerlerde kalıp olarak kullanılabilmiştir. Tüm çapaların radyografik çalışmalarının tamamlanmasının ardından dijital ortama aktarılan filmler Adobe Photoshop 6.0 programı kullanılarak birleştirilmiş; böylece bir çapa için kullanılan 4–5 film bilgisayar ortamında tek bir görüntü halinegetirilebilmiştir.

 Koruma, Onarım ve Replika

Koruma-onarım ve replika çalışmalarında üç farklı bozulma-korunma kategorisine göre uygulamalar yapılmıştır:Kabuk içinde metalin tamamen yok olarak yerini korozyon ürünlerine bıraktığı gruptan Ç5; metalin göreceli olarak iyi korunduğu gruptan Ç4; çoğunluğu oluşturan, hem boşluk hem de metalik özü olan, büyük grubu temsilen de Ç15 üzerinde çalışmalar yürütülmüştür.

Çapa Demirlerinin Korunması

Ç15’in içinden demir nitelikleri yüksek, bir tanesi kol kısmından, bir tanesi kolun gövdeye birleşim noktasından diğeri de beden kısmından olmak üzere toplam üç adet parça ele geçmiştir. Bu parçalar alkali-sülfat indirgemesi yöntemiyle klorürlerinden arındırılmıştır. Daha sonra % 20’lik hazırlanan tannik asit çözeltisi ile uygulama yapılmış, ardından % 20’lik Paraloid B–72 aseton içinde hazırlanarak, fırça yardımıyla uygulanmıştır.

Replika

Ainos Limanı Sualtı Araştırması

Ufuk Kocabaş

Ege Denizi’nin kuzey kıyısında, Meriç nehrinin denizle birleştiği noktada kurulmuş olan Ainos ya da bugünkü adı ile Enez’deki arkeolojik kazı çalışmaları 1971 yılında Prof.Dr.Afif Erzen tarafından başlatılmış ve günümüzde Prof.Dr.Sait BAŞARAN başkanlığında devam etmektedir. Trakya’nın kültür tarihi açısından çok büyük öneme sahip olan bu antik şehrinde yapılan bilimsel kazılarda ele geçen arkeolojik kalıntılar, kentin kuruluşu, dokusu, tabakalanması, Ege dünyası içindeki konumu ve ticaret ilişkilerine ait bilgilere ulaşmamızı sağlamıştır. Antik kaynaklardan ve sürdürülen kazılardan elde edilen bilgilere göre Ainos’un kurulduğu zamanki topografik durumu, günümüze göre oldukça farklıydı. Taşıdığı alüvyonlarla denize döküldüğü alanı ve kentin limanı doldurarak bir delta oluşturan Meriç (Hebros) nehri, günümüzün Enez kentini denizden yaklaşık 3,5 kmkadar içeride bırakmıştır. Antik kaynaklar ve eski haritalardaki kayıtlardan, Eskiçağ’da, bugünkü Meriç Irmağı’nın denize döküldüğü alanın büyük bir körfez, Enez’in de “çifte limanlı” tipik bir antik liman kenti olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde Enez limanını gösteren haritada durum açıkça görülmektedir.

                                      Enez kıyısında sualtında araştırılan bölge sınırları (Harita Çağlar Çakır) 

Araştırma konumuzu oluşturan Ainos Limanları ile ilgili olarak antik kaynaklarda verilen bilgilerin dışında; limanların kesin konumları, boyutları, inşa detayları ile ilgili kesin maddi kalıntılara ulaşılamamıştır.Antik Ainos limanının tespitine yönelik olarak 1980’lerde bu alanda kısa bir yüzey araştırması yapmış ve antik limanın modern Enez limanının bulunduğu yerde olduğu düşünülmüştür. Sunulan hipotezin doğruluğunun araştırılmasına yönelik olarak Ufuk Kocabaş ekip liderliğinde 1995, 1997 ve 1998 yıllarında kısa süreli inceleme dalışları yapılmıştır. Dalışlarda: Kiremitlik, Kumboğazı Bankı, Kumboğazı Bankı Güneyi, ve Enez Limanı Kuzeyi mevkileri araştırılmıştır. Dalışlar sırasında değişik dönemlere tarihlenen çok sayıda kırık durumda amfora parçası, antik bir taş çapa, geç döneme tarihlenebilecek sırlı bir tabak, testi ve bazı kesme taş kalıntıların yerleri tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ancak dış limanın bugünkü limanın olduğu yerden başlayabileceği yönünde olmuş; bir hat boyunca uzanan ve liman kalıntısı olabilecek sığlığın ve hat üzerinde bir fener yapısının temellerine ait olabilecek kalıntılar tespit edilmiş olup, konunun daha detaylı bir şekilde incelenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.Enez’de, 2006 yılı kazı çalışmaları kapsamında sürdürdüğümüz kentinin denizcilik faaliyetleri ve limanlarının araştırılmasına yönelik sualtı araştırması 25 Ağustos–23 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen proje kapsamında araştırma ekibinin dalış malzemesi, kompresör, fotoğraf makinesi ve tekne ihtiyaçları karşılanmıştır (Proje no: 537/05052006).  

Araştırma kapsamında Ainos’un dış liman izlerinin sualtında araştırılması, boyutlarının belirlenmesi ve geçen senelerde kısa süreli gerçekleştirilen araştırmaların derinleştirilerek kesin sonuçlara ulaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında günümüz Enez Limanı’nın kuzeyinden başlayarak Meriç nehrinin denize döküldüğü noktaya kadar uzanan yaklaşık1850 metreuzunluğunda bir alan, deniz haritası üzerinde oluşturulan ızgara şeklinde rota izlenerek, aletli dalış (SCUBA) tekniği ile taranmıştır.“Uzun taş” olarak isimlendirilen, sığlık ya da dış liman olarak saptanan hat üzerinden 15 adet kaya, 1 adet demir örneği analizi yapılmak üzere alınmıştır. Araştırma sırasında sualtından 65 adet GPS noktası alınmış, bu noktaların derinlik, dip yapısı, örnek numarası vs. özelikleri kaydedilmiştir. N40 42 500; E026 02 787 enlem-boylamında, 6,3m derinlikte saptanan ve Bizans dönemine ait olduğu düşünülen bir adet taş çapa su üzerine çıkartılmıştır.Sığlığın açık deniz kısmını oluşturan yönündeki hat boyunca bol miktarda kırık amfora parçasına rastlanmıştır. Dalyan gölünün deniz bağlantısı olan kum boğazının kuzeyinde N40 42 796, E026 02 618 enlem-boylamı civarında 2-2,5 mderinliklerde bir sac gemiye ait olduğusaptanan kalıntılara rastlanmıştır. Çalışmanın tamamlanmasının ardından elde edilen veriler Blue Chart Atlantic V8.0 harita programına aktarılarak sığlığın çok detaylı bir deniz haritası elde edilmiştir.  Alınan taş örneklerinin analizinin ardından sığlığın doğal ya da yapay bir oluşum olup olmadığı kesin olarak cevaplandırılabilecektir. Ayrıca geçen senelerde yapılan dalışlarda fener yapısı olduğu düşünülen kalıntılar tekrar araştırılmıştır.


        

Nadir Eserler

Uzman Dr. Nilüfer Kızık Kiraz

Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi Nadir Eserler Kitaplığı’nda temizlik çalışması devam etmektedir. Kitaplıkta bulunan tüm dolaplar-dolap camları vakumla ve silinerek temizlenmekte, kitaplar ise fırça ve vakumla kuru temizlik biçiminde tozdan arındırılmaktadır. Bu uygulamanın rutin hale getirilerek sürdürülmesi planlanmaktadır. Ayrıca yine rutin biçimde aydınlık seviyesi ölçümleri ve biyolojik zararlı taraması yapılmaktadır.

Bununla birlikte eserlerin restorasyon çalışmaları da sürdürülmektedir.                                

    

MOTAP Moğolistan’daki Türk Anıtları Projesi

Moğolistan’da Orhun vadisinde,  Göktürk Anıtlarının en önemlilerinin yer aldığı Bilge Kağan ve Költiğin külliyelerinde ve Nalayhan’da yer alan Tonyukuk külliyesinde yapılan koruma – onarım çalışmaları 2000-2007 yılları arasında yürütülmüştür. 

2000 yılından itibaren çalışmalara katılan Yüksel Dede 2004-2007 yılları arasında ise proje başkanlığını üstlenmiştir. 

MOTAP projesi, anıtların korunması, onarımı, kopyalarının yapılması ve araştırılmasını kapsamaktadır. 2000 yılında Prof. Dr. Sait Başaran başkanlığında yürütülen çalışmalarda anıtlardaki bozulmalar tespit edilmiş ve acil müdahaleler ve temizlik çalışmaları yapılmıştır. Yine aynı yıl kırılarak parçalara ayrılmış Bilge Kağan anıtı eserle Orhun vadisine inşa edilen depo-müze binasına taşınmıştır. 2001 yılında aynı çalışmalar Tonyukuk külliyesinde de sürdürülmüştür. Diğer taraftan depo-müze binasına taşınan Bilge Kağan anıtına ait parçalar yapıştırılarak anıt ayağa kaldırılmıştır. 2003 yılında Yüksel Dede yönetiminde devam eden çalışmalarda kazı alanının rölevesi çıkarılmış ve aynı zamanda anıtlar üzerindeki koruma onarım çalışmalarına devam edilmiştir.

2004-2007 yılları içersinde anıtların kopya çalışmaları tamamlanmıştır. 2007 yılında açık alanda yer alan Költigin anıtı da depo-müze binası içerisine taşınmış ve burada restorasyon çalışmaları tamamlanmış, daha sonrada ayağa kaldırılarak koruma altına alınmıştır. Anıtların yapılan kopyaları açık alandaki özgün yerlerine yerleştirilerek çalışmalar tamamlanmıştır.

2008 yılında depo-müze binası müze haline getirilerek anıtlar burada koruma altında teşhir edilmektedir.  

      


OLKAS “ From the Aegean to the Black Sea-Medieval Ports Maritime Routes of the East”

Avrupa Birliği, ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde uygulanmakta olan OLKAS “ From the Aegean to the Black Sea-Medieval Ports Maritime Routes of the East” başlıklı proje Ocak 2012’de başlayarak Türkiye, Yunanistan, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Rusya ve Azerbaycan’dan çeşitli kurumların yer aldığı geniş katılımlı bir platform tarafından sürdürülmektedir. Projenin ülkemizdeki faaliyetleri İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı ve Kültür Bilincini geliştirme Vakfı ortaklığında yürütülmektedir.

Projenin temel amacı Karadeniz Bölgesi komşu ülkeleri arasındaki potansiyel kültür turizminin teşvik edilmesi ve bu konuda uluslararası bir işbirliği ağı geliştirilmesidir. Bu bağlamda faaliyetlerin odak noktasını Ege’den Karadeniz’e uzanan deniz yolu üzerinde bulunan Ortaçağ dönemi limanları teşkil etmektedir. Bölgede belirlenen 45 Ortaçağ dönemi limanına ilişkin tarihi bilgi ve belgeler taranmakta, envanter ve dokümantasyon çalışmaları yapılmaktadır. Elde edilen tüm bilgiler proje web sitesinde yer alacak online veri tabanında toplanarak kamuoyuna sunulmaktadır. Araştırma sonuçları; Selanik, İstanbul ve Odessa’da düzenlenen fotoğraf sergileri, özellikle çocuklara yönelik eğitici faaliyetler, halen prodüksiyonu devam etmekte olan bir belgesel ve Selanik’te düzenlenecek uluslararası bir sempozyum ile geniş kitlelere ulaştırılacaktır. Özelikle yerel yönetimler ve turizm sektöründeki kuruluşların bilgilendirilerek işbirliği ağına katılmasının bölgede yer alan liman kentleri arasında bir kültür turizmi rotası oluşturulmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Proje faaliyetlerinin kültür turizminin bölge ekonomisine olan katma değerinin artırılması ve kültür mirasının korunması bilincinin geliştirilmesine olanak sağlaması beklenmektedir.

http://www.olkas.net/  

OLKAS Ege’den Karadeniz’e Ortaçağ Limanları Fotoğraf Sergisi Açılışı


LIMEN: "Cultural Ports from Aegean to the Black Sea”


Ar.Gör.Evren Türkmenoğlu


Avrupa Birliği, ENPI Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı çerçevesinde 2013 yılı Temmuz ayı itibariyle başlayan “LIMEN: Cultural Ports from Aegean to the Black Sea” başlıklı proje Ege’den Karadeniz’e uzanan deniz rotası üzerindeki liman kentleri arasındaki kültür turizminin geliştirilmesi ve sürdürülebilirliği için bu alanda gerekli kurumsallaşmanın sağlanmasını amaçlamaktadır. Organizasyonu planlanan kurumsal yapı, bölgedeki liman kentleri arasındaki kültürel, ekonomik, sosyal bağları güçlendirerek, turizm alanındaki işbirliğini kalıcı hale getirmeyi, yerel ölçekte turizm faaliyetlerinin etkin yönetilebilme kapasitesini artırmayı, küçük ve orta ölçekli turizm iştirakçilerinin desteklenmesi için gereken şartların yaratılması için çalışacaktır. Çalışmaların odağında ise kültür mirası ve tarihi ile bölgedeki en görkemli kent olan İstanbul yer almaktadır. Projenin pilot uygulamasının ilk olarak İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanmıştır. 24 ay boyunca devam edecek proje aktiviteleri içinde Küçükyalı Arkeopark projesi, Kavala, İstanbul, Varna, Constanta ve Odessa limanlarına uğrayarak çeşitli aktivitelerin düzenleneceği gemi turu, Yenikapı kazılarında bulunan Ortaçağ’a ait 12 no.lu batık teknenin orijinal boyutlarında bir kopyasının inşa edilmesi, belgesel çekimi  ve fotoğraf sergileri gibi çeşitli etkinlikler yer almaktadır.


Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Gürcistan’dan çeşitli müze, enstitü ve yerel yönetimlerin iştirak ettiği projede ülkemizi İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı ve Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü temsil etmektedir. 




KARABURUN ÇAPASI

Doç.Dr.Ufuk Kocabaş

Çapanın Keşfi

2011 yılı kış aylarında Karadeniz sahilindeki Karaburun’da balıkçıların ağlarına bazı ahşap parçaları takılır. Köydeki Hanımeli Balık Restoran’ın sahibi Selçuk Birinci bu parçaları alarak Restoranının bahçesine yerleştirir. Durumu gören ve ahşap parçaların işlenmiş olduğunu fark eden Milliyet Gazetesi’nden karikatürist-ressam Haslet Soyöz durumu İstanbul Üniversitesi’nden Dr.Ufuk Kocabaş’a bildirir. Arkeoloji Müzesi müdür yardımcısı Arkeolog Rahmi Asal ve U.Kocabaş Karaburun’a geldiklerinde parçaların antik döneme ait devasa ölçülerde bir ahşap çapaya ait olduklarını tespit eder. Karaburun çapasının bilimsel incelemeleri ve konservasyonu şu anda İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Laboratuvarında devam etmektedir.       

Karaburun Çapası

Ahşap çapalar MÖ 7. yüzyılın sonlarında kullanılmaya başlanmışlardır. Ahşap çapalarla birlikte taş ya da kurşun çipo, bronz ya da demir tırnaklar, kol-gövde birleşim yerlerinde kurşun destek parçaları kullanılmıştır. Sualtında bir çapa kaybolduğunda ahşap bozulmakta, geriye metal, taş ve diğer çapa elemanları kalmaktadır. Değerlendirmeler de bu kalıntılara, nadiren ahşap çapanın kendisi ve Antik Çağ kaynaklarının verdiği bilgilere göre yapılmaktadır. Şimdiye kadar yapılan sınıflandırmalar, daha çok çiponun malzemesi ve ahşap çapaya bağlanış şekline göre gerçekleştirilmiştir.

Arkeolojik ve yazılı belgeler, ahşap çapalarda, MÖ 7 yüzyılın sonu ile 6. yüzyılın başlarında taş çipoların kullanıldığını göstermektedir. Sikkeler üzerindeki bu betimlemelerin neredeyse hepsinde, oldukça kalın kollar ile çipo ve meme kısmında çapanın dibe takılma veya kırılma durumlarında yukarı çekilmeyi sağlayan şamandıra halkası göze çarpmaktadır. Özellikle Apollonia Pontika (Bugünkü Sozopol-Bulgaristan) sikkeleri üzerinde bu tür betimlemeler tespit edilmiştir. 

Karaburun Çapası’nın bilimsel incelemeleri İstanbul Üniversitesi’nde devam etmektedir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nün izni ile eser üzerindeki çalışmalar doktora tezini çapalar üzerinde gerçekleştirmiş olan Doç.Dr.Ufuk Kocabaş’a verilmiştir. Suya doymuş nitelikteki ahşap çapa yaklaşık olarak 4.60 metre boyunda ve 1.85 metre kol açıklığındadır. Çapa’nın Laboratuvardaki 3D dokümantasyonu Uzman Ayşegül Çetiner tarafından tamamlanmıştır. Çizim, detay fotoğraflar ve foto-mozaik çalışmalarının ardından ahşap analizleri ve radyokarbon tarihlemesi yapılarak imalat yöntemleri, dönemi ve bu çapayı taşıyan gemi üzerindeki araştırmalar devam edecektir.       


       

Ahşap çapa üzerindeki incelemeler İÜ Gemi Konservasyon ve Rekonstrüksiyon Laboratuvarında devam etmektedir.


Gazeteci Gökhan Karakaş'ın İÜ Laboratuvarı ziyareti.